Şehadet Parmağı

 

 

Son yıllarda beden dili diye bir kavram gelişti, öyle ki bir uzmanlık alanı duruma geldi. Hangi tavır ve davranışın ne anlama geldiğine dair örnekler veriliyor ve insanlar bu konuda eğitiliyorlar. Ancak hakikat şu ki bedenin hiçbir azası ne şahadet parmağı kadar kullanılıyor ne de onun kadar etkilidir; ama parmağın kime ait olduğu önemli. Parmağın gücü önemlidir. Bu parmağın gerisinde ne var ne yok asıl etkili olan odur tabi.

Ahiretteki hayatını inkar eden birine, Mevlana, şahadet parmağını işaret ederek “şu parmağımla gözünü oyarım” demiş. Hadisenin günümüze kadar gelmesi, temasından kaynaklanıyor. Kelime-i Tevhidin Şahadet Parmağına eşlik etmesi galiba en büyük hikmettir. O Kelime-i Tevhid ki dünyanın düzenini silkelemiş, hak ve batılı ayırmış, insanlığı kimliğine kavuşturmuştur. İnsanlık tarihi boyunca da güncelliğini koruyacak bir cümle.

İşte 1400 küsur yıl sonra Diyarbakır'ın İstasyon meydanında on binler/yüz binler tarafından havaya kalkmıştı… Şöyle bir gözden geçirdim o kadar içten o kadar samimi bir kitle bir araya gelmişti ki insan her birine gıpta ediyordu. bu çaresiz ama enerji dolu insanların dua ve bedduaları arşı alada yankılanıyordu. Taraf olduklarını ifade ediyorlardı. Zulme karşı tek ses olmuş avazları yetince haykırıyorlardı, mazlumlara dua zalimlere beddua ediyorlardı.

Bazı gelişmeler var ki, şer gibi görünse de aslında bir hayrın başlangıcını oluşturur, startını veriyorlar; ama insan farkında değil. Bu tür zulümler İslam alemini dürtüp diriltiyor, hatta insanlık alemi bile uyanıyor. İyilerin ittihadına vesile olduğu gibi dünyanın gidişatını dahi etkiliyor. Filistin'in Gazze'sinde yaşayan bu zulüm şu anda belki dünyanın bir çok yerinde vardır; ama bunun farkında değiliz. Bu despot, militarist düzenlerin zulüm kokan nice nice kampları var. Amerikanın Irak'da yaptığı işkencenin resimleri unutulabilir mi Guatemala kampı kapandı mı sanki?!.. Nice feryat u figan yayan mahpushaneler var yeryüzünde. Emsali görülmemiş zulüm maalesef devam ediyor.

Görmüyor musunuz işkenceye sıfır tolerans çalışmaları ülkemizde dahi bazı insanların canını sıkıyor? Bu huzurun kendilerini rahatsız ettiğini dile getiremediği için de dolaylı olarak Hükümete laf atıyorlar. İktidardan uzaklaşması için çaba sarf eden kargaşa çıkaran var. Hatta şiddetin olmaması gereken eğitim kurumlarında dahi gündemden çıkmıyor. Bazı okul Müdürleri yönetmeliklerle okulu idare etmeye kalkıştıkları için kimi öğretmenler tarafından eleştiriliyor. Hoş görülüdür diye, bazı öğretmenler de öğrenci dövmedikleri için Müdürler tarafından korkaklıkla itham ediliyor.

Kısacası işkence ve zulüm insanlığın kanına işlemiş, bunu söküp atmak galiba epey zaman alacak. Ama mücadele şarttır. Ailenizden, Kurumunuzdan; Okulunuzdan başlamak üzere şiddete karşı çıkmalıyız. Bu konuda referansınız Kur'an olacak, Allah Resulü'nün hayatı ve vizyonu olacak. Yoksa kerameti kendinden menkul kimselerle hayat yürümez.

İşte alem görüyor her cenahtan insanlar bir araya gelerek şehadet parmağında ittihat ediyorlar. Ne mutlu bize ki böyle bir geçmişimiz, ortak değerimiz vardır. Bazı menfur ve menhus güçlerin neden hala bu ülkeyi dağıtmayı beceremediklerinin asıl sebebi de budur. Ah bu ülke biraz da zenginliklerinden yararlanmasını bilseydi. Bu temiz, nezih halkın büyük bir oranı açlık/yoksulluk sınırında yaşıyor. Yine kendisine huzur ve şükretme duygusunu kazandıran Şahadet Parmağıdır Ruku'dur secdedir. Bunu görmemek için kör ve sağır olmak lazım. Birilerinin kulakları çınlasın... vesselam.

 
     
  Tarih : 12 Haziran 2009 Cuma 01:35 Hit : 87