| |
Sırt sırta vermişler Düşünceler aleminde Karanlık sokaklar Kısık bir lambanın altında Üzerlerinde kan emici Sivri sinekler Ellerinde fener Düşkünler yurdundan Kezban Kırık kadehli sesi avuçlarında Denizin üstünü örtüyor saçları Martı kapmış kanatlarından Az ilerde Figen Müşteri yollamakta Kırk haramili bedenine Cuntalar ve suntalar dönemi Geride Ali Ceketinde tozlu hayaller Çocukluğunun hatırası sağ yanağında Polis arabasında genç iki polis Siren sesi dokunaklı olta Temel akmakta ahmakça Arka cebindeki cüzdan dolu Beyni yağlı göbeğinin aşağısında Bir kabartı kasıklarında Fenerli iki kişi Sivri sinekler altında Ellerindeki buruşuk Ve gözleri yaşlı kağıtta Adres yazılı Yarı okunaklı M... oteli D... nolu oda Gözler kırmızı öfke Sert adımlar kirli asfaltta Buldular önce oteli Sonra da odayı Sigara, ucuz şarap kokusu yayılmış Odaya Ter kokusu İki bedenin Yataktaki Temizledi hepsini Barut kokusu Sakince çıktılar kayıp sokağa Onları kör bir dilenci gördü Yürüdüler İhbar geldi Polis arabası vurdu kendini otele Ali son malı sattı Temel’e Elleri cebinde güvenli Ağzında ıslık Karnı aç Gitti dört sokak aşağıdaki meyhaneye Temel’in kafası yerinde Ararken gövdesine paralı arkadaş Buldu Figen’i Azgın ve nakit arzular için yürüdüler Küskün odaya İki kişi kaldı geride Sokakta Tabancayı sildiler önce Kedinin kaçtığı çöpe attılar Hava temmuz sıcağı Gökyüzünde yıldızlar jilet Ceketlerini attılar omuzlarına Dört sokak aşağıdaki meyhaneye gittiler Farkında olmadan... Meyhanede Ali sağdaki masada Ortalık sakin Oturdular Meze, rakı, yemek sipariş ettiler Birazdan da Temel damladı Boş gözlerle O da oturdu sahipsiz masalardan birine Müzeyyen Şener çalıyordu radyoda Akasyalar açarken Polis arabasının soğuk sesi çarptı kapıda İki polis bakışı girdi içeriye Garson fırladı, servis açtı Sahi Figen nerede kaldı İsimsiz paralı bir erkeğin altında Bilinmez Belki de üstünde Keşke Yanında olsaydı...
|
|